Building
Bir ambalaj matbaasını kendi adıyla yürütüyor: vitrin, tasarım stüdyosu, arka ofis.

Bir matbaanın müşteri ilişkileri e-posta, telefon ve tablolarla yürüyor. Müşteri ne istediğini anlatmakta zorlanıyor, matbaa üç kez yeniden teklif veriyor, üretim takvimi de bina dışından kimsenin göremediği bir yerde duruyor.
Müşteriye projeler, dosyalar, siparişler, teklifler, mesajlar ve ayarlar: neyin sipariş edildiğini ve nerede olduğunu gördüğü bir yer.
Matbaaya arka ofis: müşteriler, teklifler, siparişler, üretim, envanter, faturalar, bıçak izleri, kullanıcılar ve raporlar.
Ziyaretçiye vitrin: bir katalog, bıçak izi galerisi, bir blog ve e-posta olarak değil yapılandırılmış iş olarak düşen bir teklif talebi.
Platform, teklif talebinden ambalaj tasarımı ve üretim planlamasına, oradan faturalama ve teslimata kadar bütün yaşam döngüsünü yönetiyor.
Matbaalar kendi markalarıyla, bir alt alan adında ya da kendi alan adlarında yayına çıkıyor. Müşterileri alttaki platformu hiç görmüyor. Baştan sona matbaayı görüyor. Tenant, host başına çözümleniyor; tek bir deploy’un, hiçbiri diğerinden habersiz pek çok matbaaya hizmet vermesini sağlayan da bu.
Bu ekranlarda görünen matbaa Walnut, yani bizim kendi firmamız. Geliştirirken karşısında çalıştığımız tenant o; yani gördüğünüz şey white label’ın bir maketi değil, çalışan hâli.
Platformu bir baskı alıcısının gözünde inandırıcı kılan parça. Her şablon FEFCO kodunu, milimetre cinsinden gerçek ölçülerini, karton cinsini ve sektör etiketlerini taşıyor; her biri de birinin yorumlaması gereken bir dosya olarak inmek yerine doğrudan tasarım stüdyosunda açılıyor.



